Ana Sayfa Yaşam Aşk Sevgiye Dönüşmeli

Aşk Sevgiye Dönüşmeli

Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Psikiyatrist Sümer Öztanrıöver "Aşk sarhoşluk gibidir, eninde sonunda biter. Oysa sevgi kalıcı olandır, oturaklıdır, aşk gibi sulu değildir" dedi.

Giriş Tarihi: 14 Şubat 2017 Salı 05:51
Aşk Sevgiye Dönüşmeli

Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Psikiyatrist Sümer Öztanrıöver "Aşk sarhoşluk gibidir, eninde sonunda biter. Oysa sevgi kalıcı olandır, oturaklıdır, aşk gibi sulu değildir" dedi.

Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Psikiyatrist Sümer Öztanrıöver "Aşk sarhoşluk gibidir, eninde sonunda biter. Oysa sevgi kalıcı olandır, oturaklıdır, aşk gibi sulu değildir" dedi.Öztanrıöver yaptığı açıklamada,  14 Şubat'ın "Sevgililer Günü" olduğunu ancak insanların bu günü daha çok "Aşıklar Günü" olarak kutladıklarını belirtti.Aşk ve sevginin birbirine karıştırıldığını vurgulayan Öztanrıöver, "Aşk, partnerinize karşı hissettiğiniz, içinde cinselliği de barındıran, yoğun yaşanan, mantığınızı kör eden duygular selidir. Araştırmalar aşkın en uzun ömürlüsünün 2 yıl olduğunu söylüyor. Eğer kavuşamazsanız bir ömür boyu sürebilir" ifadelerini kullandı.

 

"AŞK SARHOŞLUK GİBİDİR, ENİNDE SONUNDA BİTER"

 

Açıklamasında, "Aşk sarhoşluk gibidir, eninde sonunda biter. Oysa sevgi, kalıcı olandır, oturaklıdır. Aşk gibi sulu değildir" ifadelerine yer veren Öztanrıöver, şunları kaydetti: "Seni seviyorum sözcüğünü yerli yersiz kullanmaz, ağzına sakız yapmaz. O, en güçlü ifadesidir. Bir kez duysanız iliklerinize kadar hissedersiniz. Aşkı canlı tutmaya çalışmak, vazodaki bir çiçeğin ömrünü uzatmaya benzer. Eninde sonunda solacaktır. Sevgi ise ömür boyu, hatta ölümden sonra da var olmaya devam eder. Birlikteliklerde çok yakın durmak, kişilerin birbirine gölge etmelerine yol açar. İlişki gelişip büyüyemez. İlişkide iki ağaç gibi olunmalı. Ne çok yakın, ne çok uzak. Kendi bireysel varoluşunuz olmalı."

 

Öztanrıöver, genellikle yaşanan ilişkilerde, sevilen kişinin hayatın merkezine konulduğunu kaydederek, "Hayat kaynağı haline getiriliyor. Zannediliyor ki hayatını adamak, sevgiyi ve bağlılığı artırır. Oysa tam tersi oluyor. Siz emek edip karşınızdakine kendinizden fazla değer verdiğinizde, o size değer vermemeyi öğreniyor. Ödün vermek, karşınızdaki kişinin istediği gibi olmak, sizi yok ediyor. Başlangıçta ona çekici gelen siz, olmadığınız bir şeye dönüşüyorsunuz ve ona artık çekici gelmiyorsunuz" dedi.

 

"KISKANÇLIK, YAKICI VE YIKICI BİR DUYGUDUR"

Kıskançlık da, aşkın olmazsa olmazı zannedilen, yakıcı ve yıkıcı bir duygudur" diyen Öztanrıöver, şöyle devam etti: "Kıskançlık, aşkın tezahürü değil, kendine güvensizliğin göstergesidir. Hafif derecelerde olması kabul edilebilir. Ancak fazla olduğunda, kıskanılan kişiden kaynaklanmadığını bilmek çok önemlidir. Kıskanan kişi 'çok seviyorum, onun için kıskanıyorum' der ve sevilen kişiyi değiştirmeye zorlar. Kıskanılan kişi, kendini sınırlayarak kıskançlığı yok etmeye ve masumiyetini kanıtlamaya çalışır. Bu durum kıskançlığı besleyecektir. Yapılması gereken ise savunma yapmamak, rapor vermemektir. Çünkü savunma yaptığınızda suçlu muamelesi görürsünüz. Güvensizlik üzerine ilişki kurmak, fay hattına ev yapmaya benzer. Kıskançlık sona ermiyorsa, ilişkiyi bitirmek güvenliğiniz için daha hayırlı olabilir."

 

Öztanrıöver, "Sevgililer Günü" denildiğinde sadece karşı cinsten birini düşünmemek gerektiğini de vurgulayarak, "Sevgili, sevdiğiniz bir şeydir. Sevgili; çocuğunuz, arkadaşınız, aileniz, beslediğiniz hayvanınız, bitkiniz, doğa, yaratıcınız olabilir. Hiçbir şey bulamadınızsa hayattaki en değerli varlığınızla tanışın; hemen şimdi aynaya bakın, sonra da gidip bir çiçek alın. Sevgi dolu bir dünya için önce kendinizi sevin" diye konuştu. -

 

 

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
LİG PUAN DURUMU
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
Bu habere de bakabilirsiniz

Çölyak çocuklarda büyüme geriliği nedeni olabilir

Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık