Oktay Erol

“Ağzı olan konuşuyor…”


Oktay Erol
3 Haziran 2020 Çarşamba 08:01

Demirel’in “ağzı olan konuşuyor” sözü, her nedenli siyasetçiye mal edilmeye çalışılsa da “halk arasında” sıkça söylenen/ dinlenen deyimlerdendir!

Mahallenin, biraz sonra barışacaklarını bildikleri “çocukları” için birbirine girdikleri, yaka-paşa/ saç-başa kavgalarında duyardım çocukluğumda…

Deyimi söylerken ağızlarını bir yana eğerek, cırtlak/ kavgacıl seslerini yükseltirlerdi!

Ayrıca karşısındakinin söylediklerinden bıkkınlık yaşayanın, yakınlarından birine bunu yakınması sonucu da duyulmuştur “ağzı olan konuşuyor” deyimi…

Günümüzde kırk-elli öncesinin ne mahalle yaşamı var, ne mahalle kültürü var, ne mahalle paylaşımı var, ne mahalle kavgası var; yok!

Bir mahalle kalabalığını üç-beş apartmana sığdıran sistem; bırakın selamı, bırakın gülebilmeyi, bırakın bayramda kapı çalmayı, küs gibi yaşatmayı başardı!

***

Covid 19 sürecinde, apartmanda günlerdir “evde kal” uyarısına uyan yurttaşlar mahalle kültürünü bitirmiş, kapı komşusunun inlemesinden uzak!

Eskiden “ağzı olan konuşuyor” dendiğinde, işin içerisinde bir kavganın/ işin içerisinde bir anlaşmazlığın olduğu bilinirdi!

Evde aylardır “tutu” kalan gençler/ yaşlılar için “güzel” sözler söylenmedi!

Öyle olmadı mı?

Bugün, gelinen noktada “ağzı olan konuşuyor” denildiğinde ya sistem sözcüleri ya da “iktidar” şaklabanları geliyor akla!

Onlar için özgürlüklerin önü o denli açık, önlerindeki yollar o denli engelsiz ki…

“Karşı” seslerin nerede/ ne zaman susturulacağı, nerede/ ne zaman yollarına dikenler serpileceği belirsiz!

Olayın/ yaşananların neresinden bakarsanız/ bakınız; sonucun değişmediğini görüyorsunuz!

***

Dışarıda olan biri için tutukevleri inanılmaz bir yer olmalı!

Bu “tutu” kalma olayı; tutukevlerinde kalmaktan daha mı iyi, daha mı sorunsuz, daha mı umursanmaz bir durum?

Kış ayları yaklaşırken, “evsizlerin” soğuk günleri geçirmek için işleyecek “suç” arayışında bulunduğu söylenir!

Tanık olduklarım da vardı, “ne yapsam da içeri girsem” diye dellenen bile görmüştüm; ne de olsa yemek, yatak masrafı yok!

Evde kalanların nasıl yaşamını sürdüklerini, nasıl gereksinmelerini sağladıklarını sormadan “destek alan Ferrari sahibi olanlar var” diyerek hem kendilerinin ne denli tutarsız, hem de çevrelerini saranların ne denli “aç/doyumsuz” olduklarını belirtiyorlar!

Bunları yurttaş mı araştıracaklar, tc numarsıyla tüm bilgilerine ulaştığın yurtaş için gereğinin yapılması gerekmez mi?

Yok, “iktidar” olmanın, bir de “ağzı olan konuşur” bakışının gereği “ne” yapsalar/ “ne” etseler doğrudur!

***

Yarım yıla yakın süredir dünyanın üzerine “karabasan” gibi çöken covid 19 için şu ana dek söylenmeyen ne kaldı bilmiyorum!

Yetti mi; hayır, o denli çok eksik, o denli yanlış var ki…

Bunca geçen günlerde, a ilk günden “aşıdan” söz edenler, bu gün için belirtilerinin bile “eksiksiz” olarak bilindiğini söyleyemiyor!

“Ağzı olan konuşuyor…”

Başlarda boğaz kurluğu, doku duyarsızlığı, kuru öksürük diye başlayan “uzmanlar” şimdi başka belirtilerinin peşinde; hem de daha aşı konusunda “alıp saklayacak” bir söz yok!

Yaz geliyor, sıcakla birlikte ortaya çıkacak olan sineğin, böceğin covid 19 için ne denli önem taşıdığı söylenemiyor!

Dün Çin’den “ağzı olan biri konuştu”; yeni yılın başında aşının hazır olacağını açıkladı!

Peki, geçtiğimiz hafta İngiltere’nin sonyaza hazır edeceğini söylemesi yalan mıydı?

Dünyanın en büyük aşı üreticileri arasında gösterilen Merck & Co. Şirketi, yıl içerisinde insanlı testlere başlayacağını belirtmesi neydi de, yeni yılın başında Çin’ın “hazır olacağını” söylemesine alkış tutacağız!

Kiralayanların “ağzı olanlar konuşuyor…”

***

Ötesini düşünmüyorum…

Geçtiğimiz haftalarda Amerika’dan konuşan birinin “maske, izolasyon, sosyal mesafe” olarak sıraladığı, sonrasında da Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın paylaşımlarında da “bu sac ayaklarını” sıralaması, bu güne değin duyulanların tümüne değer!

Sistemin “ağzı olana konuşturdukları” yurttaşın içinden çıkılamayacak, sonrasında birçok sorunlara yol açacak biçimde…

Bundan gençlik hoşnut değil, orta yaş hoşnut değil, yaşlılar hoşnut değil!

Öğrencisi, emeklisi, emekçisi, ev hanımı, küçük esnafı, sanatkarı, çiftçisi, üreticisi hiç ama hiç hoşnut değil!

“Ağzı olan konuştukça”, bir yandan da “iktidar” için söz sahibi olundukça, sistemin de işine geliyor! Sistem insan demiyor, sistem insanların doyumu/ mutluluğu demiyor, sistem insan için özlemle beklenen gelecek demiyor; sistem, halkı nasıl “istenen yere sürükleyebilirim” hesabında!

“Maske, izolasyon, sosyal mesafe” ile covid 19’un üzerine gitmeyip “korku” yaymaları da ondan!

Sistemin “ağzı olanlar konuştukça” erinçsizlik büyüyecek!


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık