Mehmet Özler

ALLAH’IN YARATTIĞI EN İYİ VARLIK


Mehmet Özler
24 Ocak 2020 Cuma 08:40

Allah’ü Teâla’nın yarattığı varlık en kıymetli varlık insandır.İnsanın bu değerini koruyabilmesi ise ancak ilim ile olur.İyiliğe de kötülüğü de eğilimi olan insan ancak, ilim sayesinde kötülükten uzak kalır.

*

İşte ilim öğrenme yolunda Adana İl Müftüsü Hasan Çınar hoca soruları cevaplıyor.

Borsada ticaret yapmak caiz midir?

Evet, şartlı olarak caizdir.Eğer borsadaki şirket İslami şartlara dikkat ediyor ve helal ticaret yapıyorsa; buranın hisselerini almak ve satmak caizdir. Çünkü kar da zarar da mümkündür.Eğer şirket İslam’ın uygun görmediği şeylerin ( içki, faiz vb. ) ticaretini yapıyorsa; buraya hissedar olmak caiz değildir. Faizle ticaret yapan iş yerlerinin veya faizli bankaların hisse senetlerini almak-satmak, velev ki kar-zarar ortaklığı olsun, caiz değildir. “Borsa oynamaktan kastedilen, eğer şirket hisseleri üzerinde manipülasyon yapmak, kumar oynamak ise borsa oynamak da buna yardımcı olmak da caiz olmaz. Aynı zamanda borsa ticareti müslümanın hem ibadetlerini hem de asli işini aksatmamalıdır.

*

Sıkışık halde iken kılınan namaz geçerli midir?
Sıkışık halde yani tuvalet ihtiyacı varken kılınan namaz mekruhtur. İadesi gerekmez. Fakat namaza kalbi meşgul eden her şeyden arınmış olarak başlamak gerekir. Böyle sıkışık halde namaza başlayan biri eğer vakit varsa, o namazı bırakır, tuvalet ihtiyacını giderdikten sonra abdest alır ve yeniden namazı kılar.

Huşu ve kalp huzuruyla namazı kılmak önemlidir. Vakit varken mazeretsiz olarak sıkışık halde namazı kılmak günahtır.Bu durumda kılınan namaz mekruh olmakla birlikte yine de geçerlidir.
*

Namaz kılarken annem veya babam benden bir şey istese namazımı bozmam gerekir mi?
Bu, duruma göre değişir. Nafile namaz kılarken anne/ baba çağırır veya meşru bir şey isterse, kişi bu namazı bozar ve onlara itaat eder.Burada zaruret olsun olmasın fark etmez. Ama farz namaz kılarken anne/ baba bir şey isterse veya çağırırsa ve zarurette yoksa namazı bozmak gerekmez.

Yok, eğer zaruret ve bir ihtiyaç varsa bu çağıran baba/anne veya bir başka yabancı da olsa, o farz namazı bozmak ve yardıma gitmek vaciptir. Hatta biri “ imdat “ diye yardım talep etse, Müslüman cuma namazında dahi olsa bu sese kulak vermeli ve yardım isteyenin dinine, mezhebine, rengine veya ırkına bakmaksızın hemen namazı bozup yardımına koşmalıdır. Çünkü dinimizde bir insanı kurtarmak bütün insanları kurtarmak kadar sevaptır.
*

Teyemmüm abdesti nasıl alınır?
Su bulunmaz veya su var ama kullanma imkânı yoksa boy abdesti (gusül) veya normal abdest yerine teyemmüm abdesti alınır. Yapılışı şöyledir; evvela kollardaki giysi dirseklerin üzerine kadar kıvrılır. Besmele ile beraber niyet edilir. Parmaklar açık bir şekilde eller kuru toprak veya toprak cinsinden bir şey üzerine konur. Eller ileri-geri çekilir. Sonra kaldırılır ve yan yana getirilerek, hafifçe birbirine vurulur ve ellerin iç tarafıyla yüzün tamamı mesh edilir. Eller tekrar birincide olduğu gibi toprağa vurulur ve sol elin içiyle sağ kol, dirseklerle beraber, sağ elin içiyle sol kol, dirseklerle beraber bir defa mesh edilir. Teyemmüm abdesti tamamlanmış olur.
Gusül abdesti için de tarifte olduğu gibi teyemmüm abdesti alınır.
*

Boy abdesti almak için su bulamayan ne yapmalıdır?
Namazlarını nasıl kılmalıdır?
1. Su bulamayan,
2. Sağlık bakımından suyu kullanma imkânı olmayan kimseler teyemmüm abdesti alır.
Boy abdesti (gusül) gereken birisi su bulamaz veya suyu kullanması mümkün olmazsa teyemmüm abdesti alır. Bu teyemmümle de namazını kılar. Eğer abdesti bozan bir durum meydana gelirse bu, boy abdestini (gusülü) bozmaz; abdesti bozulmuş olur. Yeterince su varsa abdest alır, yoksa namaz için teyemmüm abdesti alır ve namazını kılar. Boy abdesti yerine zaruretten teyemmüm alan, suya veya suyu kullanma imkânına sahip olunca suyla boy abdesti alması gerekir.
*

Bireysel emeklilikte biriken paramdan zekât vermem gerekir mi?
Evet, gerekir. Dinimizin uygun gördüğü ve kar - zarar ortaklığıyla tasarruf edilen ( biriktirilen), helal yerlerde işletilen paradan zekât verilir. Bireysel emeklilikte parası biriken kimse o mala maliktir (sahiptir ). Bu sistemden ayrılmak istediğinde eline ne kadar para ödenirse onun zekâtını verir.
Eğer nisaba ( 80.18 gr. altın veya kıymeti. ) ulaşmıyor ama başka paralar (altın, gümüş ve diğer nakitler) varsa ve onlara ilave edilince nisaba ulaşıyorsa yine zekâtı ödenir.
Eğer bu sistemden ayrılmak istediğinde kendisine verilecek miktar nisap miktarına ulaşmışsa her yıl zekâtını vermesi gerekir. Nisap miktarına ulaşmıyorsa zekât gerekmez. Tabi bu bilgiyi, zekât vakti gelince, parasını helal işlerde çalıştıran müesseseye soracak ve ona göre zekâtının hesabını yapacaktır.
Kalın sağlıcakla, selam ve dua ile  ..

 

 


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık