ÇGC
Özcan Aladağ

AYNI GÖREV SİZE DÜŞÜYOR SÜLEYMAN CANBOLAT AĞABEY


Özcan Aladağ
8 Mayıs 2017 Pazartesi 10:45

Geçtiğimiz hafta içerisinde Kanal A Televizyonu’nda yayınlanan ‘Basın masası’ programında İlhan Geyik ile Süleyman Canbolat’ın yorumlarını bu sütunlardan dile getirip bir durum tespitinde bulunmuştum.

Bu programda konu belediyelerin televizyonlara vermiş olduğu tanıtım amaçlı reklamlardı ve bu reklamların dağılımında adaletsiz olduğu söz konusu edilmişti. Yaygın televizyon kanallarına verilen aylık tanıtım reklam ücretlerinin astronomik olduğundan dem vurulup yerel televizyonların ise üvey evlat muamelesi gördüğüne işaret edilmişti.

Programda Çukurova Belediyesi Basın Danışmanı olan Süleyman Canbolat ağabeyimiz ÇGC Başkanına seslenip ‘ey başkan sen ne iş yaparsın? Neye yararsın?’ sözleriyle ‘korkma ve tüm yerel gazete sahiplerini, televizyon yöneticilerini belediye başkanları ile bir araya getir ve bu sorunu çöz’ demişti.

Ben ise bu gelişmeleri bu sütunlardan dile getirip kamuoyu ile paylaştım.

İşte bu sıcak gelişmeler yaşanır iken dün yani Pazar günü CHP’ye yakınlığı ile bilinen Sözcü Gazetesi’nde Çukurova Belediyesi’nin tanıtım reklamı içerikli tam sayfa haberini görünce bu yazıyı yazma kararı aldım.

Ve Süleyman Canbolat ağabeyimize, basın bürosunun yetkilisi Yaşar Durmuş kardeşimize ve basından sorumlu başkan yardımcısı ile Çukurova Belediye Başkanı Soner Çetin’e bir çağrıda bulunmak ihtiyacı hissettim.

Süleyman Canbolat kardeşimiz neden dert yanmıştı? Adaletli olun, herkese eşit mesafede olun demişti.

Peki, Çukurova Belediyesi yerel gazetelere adil davranıyor muydu? Yaygın gazetelere, CHP’ye yakın gazetelere gösterdiği toleransı yerel gazetelere gösteriyor muydu?

HAYIR…

Gün geçmiyor ki, CHP’ye yakın gazeteye ayda en az bir veya iki kez tanıtım ilanı vermesin. Verilen tanıtım reklamının ücreti de dudak uçuklatacak kadar yüksek rakamlar…

Yerel gazetelere verilen tanıtım reklamı kaç lira? Ayda veya yılda kaç kez veriliyor? Bir istatistik çıkarıp bakar iseler ne demek istediğimizi anlarlar diye düşünüyorum.

Yani adaletsizliğe neden olan belediye Çukurova Belediyesi… Süleyman Canbolat ağabeyimizde bu adaletsizliği bizzat bilen ve yaşayan bir isim. Hem de gazeteci büyüğümüz. Aynı Canbolat ağabeyimiz televizyon ekranından adaletsizliğe isyan ederek ‘ÇGC Başkanı sen neden korkarsın ve ne işe yararsın. Bu adaletsizliğe dur diyecek olan sensin. Meslek örgütünün başısın’ diyordu.

Şimdi ben buradan yaygın gazetelere verilen tanıtım reklamlarındaki adaletsizliği dile getirip Sayın Canbolat’a bir çağrıda bulunmak istiyorum. Beraberinde basın bürosundaki yetkili arkadaşlara da aynı çağrımı iletmek koşulu ile…

‘Bakın sizin belediyeniz, sizin de ağzınız ile itiraf ettiğiniz üzere tıpkı yerel televizyon kanallarına yaptığı gibi adaletsizliği yerel gazetelere yapıyor. Bazı yerel gazetelere de tanıtım reklamları vererek yereller arasında da adaletsizliği sağlıyor. Bir meslek örgütü başkanına çağrıda bulunmaya gerek yok. Ne işe yararsınız diyerek bir kişiyi de aramaya gerek yok. Peki, siz bu adaletsizliği görmüyor musunuz? Burada bir adaletsizlik yok mu? Sözcü Gazetesi’ne yerel gazetelere göre çok yüksek meblağları içeren ücretlerle verilen bu paralar kimin parası? Belediyenin böyle bir ayrımcılığı yapmaya hakkı var mı? Bu ilanın o gazetelere gitmesine aracı olan birim de Belediyenin Basın Bürosudur. Siz de o basın bürosunda görev yapıyorsunuz. Bu adaletsizliğin çözülmesi adına biz kimi göreve çağıracağız?’

Bu çağrımızı yaptıktan sonra bir de dipnot vermek istiyorum.

Aslında bu çağrımızı içeren istek ve taleplerimizi daha önce Çukurova Belediyesi’nin basın bürosuna kadar gidip burada Sayın Yaşar Durmuş ve Süleyman Canbolat’a bizzat ilettik. Yani hepsi de konuyu biliyor ve bize bu konuşmalarımızdan sonra hak verip ‘biraz zaman geçsin, hepsi düzelecek’ demişlerdi.

Aslında bir şeyin düzeldiği de yok.

Aynı sıkıntıları Başkan Soner Çetin’in danışmanı olan gazeteci kökenli Can Küçüközkan’a da ilettik.

Yaşanan adaletsizliği bizden iyi bilen isimlerden birisi olan Can Küçüközkan’da bizim ağzımızdan dinlediğinde bizim de bilmediğimiz o kadar haksızlıkları kendisi de bizimle paylaşınca düşündük ki meslekten gelen arkadaşlarımız bu adaletsizliği çözerler, haksızlığın önüne geçerler…

Ama yanılmışız. Bırakın çözme adına gayret sarf etmeyi, o tarihten sonra Can Küçüközkan’ın ara sıra da olsa sesini duyduğumuz telefonlarını alamaz, yüzünü dahi göremez olduk.

Bütün bunları niçin anlatıyorum. Çukurova Barış Gazetesi olarak özel bir talebimiz asla olmadı, olamaz da…

Halkın parası ile tanıtım reklamları vererek kendinize yakın bir medya oluşturmaya çalışırken dahi hiç değil ise adil olun.

Bu şehirde yerel televizyon kurarak İstanbul’dan transfer edilen ithal televizyonculara yüksek miktarda ücretler öderken de ‘yapmayın’ demiştik. Uyarmıştık. Bu televizyon böyle ayakta kalmaz demiştik. Gelinen noktada zaman bizi haklı çıkardı.

Çukurova Televizyonu’ndan bahsediyorum.

Sözü fazla uzatmaya gerek duymayarak son cümle şunu söylemek istiyorum.

‘Bu şehrin parasını harcar iken adil olun, adaletli davranın’

 


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık