ÖMER ALPDOĞAN

"Basın bültenleri" her yerde büyük dert


ÖMER ALPDOĞAN
15 Mart 2017 Çarşamba 09:33

"O arkadaşımın da diğer saygın meslektaşları gibi “belediye basın bülteni” gibi yayınlanan, hiç bir sosyal soruna dokunmayan, içinde halkın olmadığı gazetelerden muzdarip olduğunu biliyorum.

Kendi soyadını gazete adı yapanlarla aynı yere konulmaktan ve yerel siyasetçiler tarafından aynı muameleye tabi tutulmaktan rahatsız olduğundan eminim… Onlarca insan, mesleğin çilesini çekerken, belediyelerden aldığı ilanlarla “bülten gazetesi” çıkarıp, ortalıkta “gazeteci” unvanıyla dolaşanlardan siz rahatsız değil misiniz? Dünyanın gelişmiş ülkelerinde çok saygın bir noktadayken, “kendi çalıp kendi dinleyen” ve sadece özel günlerde yayınlanan gazeteler, haberciliğimizin de önünde büyük engel teşkil oluşturmuyor mu?
Nasıl mı? Anlatmaya çalışayım… Toplumun bir kesimini ilgilendiren bir sorunla ilgili bir yerel yöneticiyi arıyorsunuz. Veya bir sivil toplum kuruluşunun bir etkinliği dikkatinizi çekiyor ve o etkinliği daha geniş duyurmak için yetkililerine ulaşıyorsunuz.

“Yerel gazeteci” sıfatıyla aradığınızda karşınızdaki insanın ne kadar tedirgin olduğunu konuşma biçiminden hemen anlıyorsunuz. Eğer bir belediye yetkilisi ise karşınızdaki, sizinle görüşmemek için binbir dereden su getiriyor.
Görüşmenin mutlaka bir “konu başlığı” oluyor ama o görüşme genelde “ilan pazarlığı”na getiriliyor “haberci” tarafından.

Sivil toplum kuruluşları, muhtarlar, amatör spor kulüpleri haber karşılığı para taleplerinden o kadar bıkmış ki, sizinle muhatap dahi olmak istemiyor. Aylardır, gazetemizde her gün tam sayfa olarak amatör spor kulüplerinin haberlerini yayınlıyoruz. Sporumuzun yabancı istilasından kurtulması için amatör sporcuları en önemli kaynak gördüğümüz için, gücümüz yettiğince destekliyoruz. “Tek kişilik” gazete çıkaranların veya bazı “yerel gazetecilerin” antrenman haberini yapmak için bile amatör kulüplerden para talep ettiğini öğrenince başımızdan aşağı kaynar sular döküldü. Yaptığı haberi iliştirdiği faturayla belediyelerden “reklam ve tanıtım gideri” tahsilatı yapmaya çalışanlara ne demeli? Belediye başkanı özel günde 300-400 liralık ilan verecek diye, basın danışmanlarının kapısını aşındırmaya, yanlış uygulamalara sessiz kalmaya, halktan gelen şikayetleri umursamamaya ne demeli? Bunda elbette tek suçlu yerel gazete çıkaranlar değil.

Onları besleye besleye sayılarını çoğaltan belediye başkanları, yardım ve yataklık suçu işliyor basının saygınlığına ve inandırıcılığına kıyan katillere… Neden peki? Biraz kurcalayınca, yapılan ihalelerden tutun da, yapılması gerektiği halde ihmal edilen bir yığın hizmete kadar birçok yazılabilecek konu var çünkü. İmar planı değişiklikleri bile başlı başına kamu menfaatini savunacak haberlere dönüşebilir. Bundan da “kafama göre planladım” diyen ve emlak rantı ile “örtülü ödenek” oluşturan belediye başkanları rahatsız olur tabii… Eğer gerçekten gazetecilik mesleğini hakkıyla yapan arkadaşlar bir araya gelse, güçlerini birleştirse siyasette de “çürük adam” kalmaz, “küpünü doldurma” siyasetinin alanı olmaz.

Müteahhitler belediye başkanı olmaya çalışmaz. Belediye başkanları “gizli müteahhit” olmaz. El altından iş çevirerek “icradan” belediye arsası satıp, halkın yaşam alanlarını bir bir betona mahkûm etmez. Bir belediye başkanı Dubai’de milyon dolarlar batıracak kadar “örtülü servete” sahip olmaz. Gazetecilik yapılsa ve “Bu kadar yüksek imar yok bu bölgede” diye kamuoyu bilgilendirilse mesela, maketten konut satışlarıyla binlerce insanın ömürlük birikimleri buharlaşmaz."

Yok yok, Adana'yı da anlatmıyor… Yukarıdaki uzun satırlar bana ait değil.. Türkiye'nin en eski gazetelerinden, bir zamanlar "Yeni İstanbul" olarak Türkiye'ye yön veren, günümüzde İstanbul'da yerel yayın olarak yaşamını sürdüren İstanbul Gazetesi'nin değerli yazarlarından Arif Gündoğdu'nun 13 Mart'ta yayınlanan "Yerel Basınla Ne Derdim Var?" başlıklı yazısından alıntı... Yazıdan anlıyoruz ki, Adana ile İstanbul'da gazetecilik sorunu ortak...

Arif Gündoğdu kardeşimin yazdıkları, basın bülteni yayıncılığının sadece Adana'da değil, başta İstanbul olmak üzere bütün Türkiye'de en önemli, kangrene dönüşmüş medya sorunu olduğunu göstermesi bakımından çok önemli.. Bülten gazeciliğinin bu kadar yaygınlaşmasında belediye başkanlarının, yerel siyasetçileri ve bürokratların payını ve sorumluluğunu da çok güzel dile getirmiş arkadaşımız.. İstanbul gibi Adana'da da tek suçlu bmantar gibi türeyen bülten gazetelerini yayınlayanlar değil.. Bültenleri besleye besleye hormanlaştırıp göbeklendiren, sayılarını hızla çoğaltan belediye başkanları, yerel siyasetçiler ve bürokratlar, bülten yayıncılarından katbekat daha fazla suçludurlar..

Belediye başkanları, yerel siyasetçilerde ve bürokratlarda bu anlayış devam ettiği müddetçe gazete görünümlü bültenler ve "korsan gazeteciler" türemeye devam eder!"

Cenaze renklerin farkını ortadan kaldırdı

Adanaspor camiasının tribün liderlerinden Refik Gül'ün eşinin cenaze töreni, spor kamuoyunun özlediği bir tablonun gerçekleşmesine vesile oldu.. Malum, Adana'da yıllardır bir Adana Demirspor- Adanaspor rekabeti var.. Sporda olması gereken bu rekabet zaman zaman, rekabetin dışına çıkıyor, öfke, çatışma, kavgaya dönüşüyor..

Adana'da böyle de, başka illerde farklı mı? Fenerbançe- Galatasaray, Trabzonspor-Fenerbahçe taraftarları arasındaki rekabet de çoğu zaman şiddet boyutunda devam ediyor.. öldürülen, yaralanan insanları hepimiz gazetelerden okuyor, televizyonlardan izliyoruz..

Belkıs Gül Hanımefendi, ölümüyle bizlere son bir ders verdi ve sporda rekabetin rekabet olması gerektiğini, acılarda sevinçlerde renklerin yanyana gelebileceğin gösterdi. Kabasakal Mezarlığı'ndaki cenaze töreninde turuncu beyaz ve mavi lacivert renkler yanyana uğurladı ebedi yolculuğuna Belkıs Gül'ü… Acının renginin olmadığını cümle aleme gösterdi..

Bu güzel tabloya vesile olan, sporun kardeşlik, renklerin kardeş olduğunu giderken bize hatırlatan Belkıs Gül'e bir kez daha tanrı'dan rahmet diliyorum.. Işıklar içinde yatsın…

Şampiyon Burhan Sürer

Futbolculuğu döneminde oynadığı sert futbolla hafızalara kazınan Adana Demirspor'un eski savunma hattı oyuncularından Burhan Sürer, futbol stiline uygun olarak "Kasap Burhan" olarak tanınmıştı..

Kasap Burhan, başarılı futbol hayatına veda ettikten sonra, teknik adamlığa başlamıştı.. Futbol hayatındaki başarısı bu kez teknik direktör olarak sürdürmüştü.. Adana amatör liglerindeki çalıştırdığı her takımı zafere ulaştırmıştı.. Çalıştırdığı takımların müzelerini Kasap Burhan ile kazandıkları şampiyonluk kupaları süslüyor..

Kasap Burhan Sürer son şampiyonluğunu Kiremithanespor ile yaşadı.. Geçmişte, şampiyon ünvanını kullanan bazı antrenörler olmuştu ama bana göre Adana futbolunun gerçek Şampiyonu Kasap Burhan Sürerdir.. Bence, artık Kasap Burhan'dan bahsederken "Kasap Burhan" diye değil, "Şampiyon Burhan" diye seslenmemiz gerekiyor.. Sen çokm yaşa Gerçek Şampiyon Burhan..


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık