Oktay Erol

Bir anımsama: Kozan’da Bilgi Şöleni…


Oktay Erol
29 Mayıs 2017 Pazartesi 07:56

1. Kozan Sempozyumu, ‘Dünden Yarına Doğru Kozan’… Eylül 2004’de yapılan bilgi şöleni… Onüç yıl geçmiş aradan… O günkü notları karıştırıyorum…  Yeniden düşündüm, taşındım…

Politikacılardan, bilim adamlarına, işadamlarına, bürokratlara değin bilgilerini sunmuşlardı; yaşama katkı koyabilmek adına. Belki de, o güne değin belleğimizde yeri, belirtisi olmayan birçok konunun da bilinmesini sağlamışlardı.

Ama o kadar; geçen yıllarda nelerin değiştiğini görebilmek için, o gün neler söylendi onu bilelim öncelikle… Bir de ‘her’ sözcünün konuştuklarına yorum…

Notların bende bıraktığı izleri ilginize sunmak istiyorum…

*CHP Adana Milletvekili Tacidar Seyhan’dan: Geçim sıkıntısına, işsizliğe, sosyal gerginliklere, zaman zaman kültürel aktivitelerden uzak kalınmasına karşın burayı bir festival merkezi haline getireceklerine inanıyorum…

Benden: Sempozyum ya da bilgi şöleni, böyle bir havanın Kozan’da esebileceğini kanıtlamıştı. Kozanlı sıkıntılı olmasına, çoğu zaman politikacılarla barışık olmamasına karşın umudunun, ışığının her zaman arkasında durdu. O gün sinemayı dolduranlar arasında görmek istediğimiz birçok kişiyi göremedik ama orada bulunanların coşkusu Kozan’ı festival merkezi yapmak için yetmese bile sevindiriciydi. O tarihten sonra Sayın Seyhan Kozan’ geldi mi, gelmişse o gün söylediklerinin arkasında ne denli durdu bilmiyorum. 

*AKP Adana Milletvekili Ali Küçükaydın’dan: Yöneticiler olarak, siyasetçiler olarak, halk olarak Kozan’ın değerlerini tanıtmada, korumada kendimize düşeni ne derecede yerine getiriyoruz?

Benden: Kozan’da yaşamayı sürdüren, işsizlikle, ürününe pazar bulma kaygısıyla boğuşan Kozanlıya bu soru sorulduğunda alınacak yanıt ne olurdu acaba? Kanımca, herkesin kafasında bir yanıt belirlenmiştir… Bulunduğu konum gereği, acaba Sayın Küçükaydın üzerine düşeni ne denli yerine getirmişti? Üyesi olduğu parti o yıllardan bu yana iktidar. Partisi aracılığı ile kozan’a  ne yaptı?Bunları sormakta Kozan’da yaşayanların her zaman hakkı olmalı…

*Prof. Dr. A. Necmi Yaşar’dan: Tüylenen, Kozan’dan tüymüş sanki. Bunun nedenini her halde sadece ben ya da benim gibiler düşünecek değil. Yerel yöneticilerimiz de, esnafımız da, milletvekillerimiz de oturup düşünelim. Nedeni bulmak o denli de zor olmasa gerek…

Benden: Tüylenenlerin tüymesi… Kozan’da yaşayan kimlerin dikkatini çekmemiştir ki? Yalnız tüyenlerin! Tüylenenlerin, tüylenmelerine en büyük destek Kozanlılar olmasına karşın, tüylenenler Kozan’dan tüyüyor! Tüyenlere sorulsa haklı gerekçeleri var; daha da büyümek! Kozan’da kalanlara sorulursa; sanki yangından mal kaçırıyorlar! Bir yandan da Kozan’ın yerinde saymasına değil yalnız, Kozanlıyı kendi yazgısıyla baş başa bırakıyorlar. Sayın Yaşar bu konuyu gündeme getirirken, akademisyenler Kozan dışında yaşamış olsalar bile Kozan için projeler üretebileceklerinin altını çizmeliydi bence…

*Süleyman Sezen’den: Feke, Saimbeyli, Tufanbeyli, İmamoğlu gibi ilçelerin Kozan’a göç verdiğini, Kozan’ın bu konumu dikkate alınarak Bakanlar Kurulu Kararı ile özel ilçe statüsünde kalkınmada öncelikli yöre yapılması gerekliliği vardır…

Benden: Kalkınmada öncelikli yöre konumunu taşımamak, Kozan’ın belki de en büyük sorunu… Sayın Sezen’in Kozanlı bir girişimci olduğu anımsanacak olursa, ne denli büyük sorunlarla boğuştuğunu burada yaşayanlar bilir. Kozan’ın kalkınmasına ya da Kozan’da üretime yönelik uğraş vermesine aralıksız hız vermesini de… O zaman da düşünmüştüm; ilginç bir buluş, ‘özel ilçe statüsü’… Neden olmasın ki? Ama nedense olmuyor! Neden?

Prof. Dr. Muammer Tekeoğlu’dan: Marka olmak demek, en kaliteli üretim, en kaliteli ambalajda dünyaya, ülkeye tanıtabilmek demektir. Bunun üzerinde durulması gerektiği düşüncesi içerisindeyim…

Benden: Belki de o güne dek birçok yerde, birçok tümce arasında sayısızca duyduğumuz ‘marka’ sözcüğünün anlamını, Kozanla ilintisini o gün biraz daha yakından anlamıştık. Bilgi şöleni sırasında şu soruyu da kendi kendimize sormuştuk: Kozan’dan marka olur mu? Biraz düşündük, sonra da yanıtladık: Kozan neden marka oluşturmasın ki? Sayın Tekeoğlu, o gün, orada işin teorisini ortaya koydu. Pratiğini, Kozan’ı dillerinden düşürmeyen anaparacılara bıraktı. Kozanlılar, o anaparacıları çok iyi biliyor şu an…

Prof. Dr. Erdoğan Gültekin’den: Kozan mikrodalga yönünden bakıldığında olumsuzluğu nedeniyle alışılagelen bir yeşil kentin de ötesinde, yeşillendirilmesine gereksinim vardır. Bu nedenle Kozan Kalesinin üzerinde bulunduğu tepe-eğim elverdiği ölçüde ağaçlandırılmalı. Eğimin elvermediği yerlerde ise, teraslama çalışmaları ile kombine edilmiş ağaçlandırmalar yapılmalıdır…

Benden: Kozan’da olumsuz hava koşullarına neden olan, adına ‘mikrodalga’ denilen elektromanyetik dalgadan kaç kişinin bilgisi vardı? Mikrodalga diye bir sözcüğü, mutfak fırınları için duyduk! Ya Kozan’ın doğal yapısının oluşturduğu mikrodalga? Bilgisizliğime sayın, o güne dek ben duymamıştım. Ancak ‘şu an’ ne değişti demekten duramıyorum…

Evet, 1. Kozan Sempozyumu ‘Dünden Yarına Doğru Kozan’ adlı bilgi şöleninin üzerinden onüç yıl geçip-gitti. İktidar partisi AKP’ydi; şimdi de. Etkinliği düzenleyen Kozan Belediye Başkanı Kazım Özgan’dı…

Kozan’a her varışımda biraz daha ‘çekmiş’, biraz daha ‘büzülmüş’, biraz daha ‘yaşanılır’ olmaktan uzaklaşmış görüyorum. Gücü, bilgisi olanın değil ‘iktidar’ tanıdığı olanın ‘hep’ bir adım önde olduğu o denli açık görülüyor ki…

Bilginin, eğitimin, kültürün ötelendeği yerler; üretimin de bilinmediği yerlerdir! Eski düzen yöntemlerle Kozan hergün biraz daha daralmaya aday. Bilgi şölenleri  iyiydi, hoştu, güzeldi de; ama hepsi o kadar! Asıl olan o gün konuşanların, konuşulanların ardına düşmekte gerekiyordu. Susulmamalıydı, unutulmamalıydı…

270517


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık