ÇGC
Oktay Erol

Demokrasi mi; bu mu?/ 1


Oktay Erol
18 Nisan 2016 Pazartesi 10:37

Oldum olası politikacıların ağzından ‘demokrasi’ sözcüğü eksilmez!

Hangi parti ‘muhalefette’ olsa, ‘iktidarı’ ‘demokrat’ olmamakla suçlar!

Yurttaş, ister­istemez paranoyaya sürüklenir...

Geçtiğimiz hafta da öyle oldu!

Anımsarsınız, Suriye’de demokrasi olmadığından dolayı ‘müdahale’ etmenin zorunluluğunu sıkça

yinelerken, ana muhalefet partisi ‘sanki ülkemizde demokrasi var’ diyerek konuyu hicvetme gereği

bile duydu...

Gerçekten, ülkemizde demokrasi var mıydı, eleştiri önceleri hazmediliyor muydu, yurttaş özgür

istenciyle ‘kendini yöneteni’ seçebiliyor muydu, seçtiğinden ‘hesap’ sorabiliyor muydu, iktidarın

engellemeleri yok muydu?...

* * *

Demokrasilerde ne olur öncelikle ona bakalım:

Öncelikle, insanların birey sayılma hakları vardır...

‘Birey’ olabilen insan, tüm yurttaşlık haklarından özgürce yararlanabilir...

Birey sömürülemez, aldatılamaz, hakkı elinden alınamaz, insanca yaşayabilmek hakkıdır...

Çocuklarının ‘yarın’ korkusu olmaz, ailesinin geçimini sağlamada engel tanımaz...

Birey düşünür, olanları yorumlar; herkesi eleştirme hakkı olduğunca; yasaca dinlenme hakkı

vardır.

Bir oyu vardır...

Göz boyama, yalan vaatlerde bulunma gibi durumlarla karşılaşmaz; göreve aday olan,

yapacaklarını anlatırken gerçekten ‘birlikte yaşadığı’ yurttaşların daha uygar, daha yaşanılır bir

yönetim biçimini oluşturabilmek için çaba harcar, uğraş verir...

Demokrasiler ‘yalansız­dolansızdır’...

Buna uymayanlar, verdikleri sözü yerine getiremeyenler; ya kendiliklerinden koltuklarını terk eder

ya da ‘birey seçmence’ alaşağı edilir...

Demokrasinin başka bir ‘rotası’ yoktur!

* * *

Siz tutar...

Gazete köşelerinden eleştirilmelere ‘ver yansın’ bağırır­çağırırsanız...

Yazıyı yayınlayan gazeteye ‘ağza alınmayacak’ suçlamalar yüklerseniz...

Size yakın duranları ‘devletin’ tüm olanaklarından yararlandırırsanız...

‘Bir’ oy alabilmek uğruna elektrik olmayan bölgelere elektrikli ev aletleri dağıtırsanız...

Herkesi ‘sizin gibi’ düşünmeye zorunlu kılarsanız...

Ülkede ‘tek ses’ olmayı ilke edinirseniz...

Parti içerisinde ‘küçücük’ aykırı söylemleri aynı gün içerisinde soğurtursanız...

Haksız duruşlarınıza, haksız söylemlerinize ‘sözde’ destek arasanız...

Halkın, gençlerin, haksızlığa uğrayanların haklı protestosuna polisin ‘copunu, biber gazını’

yollarsanız...

Günü kurtarmak adına ‘üç günlük dostlar’ bulup, daha neyin ne olduğu anlaşılmadan ‘o

dostlarınızın’ emperyal ülkelerce süpürülmesine destek olursanız...

Muhalefet ile televizyon karşısında tartışmayı göze alamazsanız...

Bu ülkenin ‘var oluşunun altında’ altın imzası olan Atatürk’ü ilkokul öğrencilerine unutturmaya

çalışıp; biatı ilke edinmeleri için elinizden geleni geriye bırakmazsanız...

Bu ülkenin gençleri bir bir eksiltilirken izleyici kalırsanız...

Bu ülkenin topraklarını yabancılara satarsanız...

Bu ülkenin insanlarının, ‘tüm’ bunlara tepki göstermesinin önündeki ‘demokratik oluşumları’ iktidar

gücünüzle engellerseniz...

Bu ülkenin gençlerinin üniversitelerde okumalarını sağlamak yerine; salt yabancıya iyi görünmek,

başa bela etmek için okulların kapılarını kayıtsız­koşulsuz açarsanız...

Kongrenize, 'yandaş' olmayan gazete ile yazarlarını çağırmayacaksınız...

Hamas liderini konuşma kürsüsüne çıkaracaksınız...

Bilimsel çalışmaları iteleyip, ‘arap din’ odaklı öğretiyi çağırırsanız...

...

İşte bunun adı demokrasi olmaz!


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık