ÇGC
Oktay Erol

Dilimizi eşek arısı mı soktu?


Oktay Erol
10 Nisan 2017 Pazartesi 08:48

Son yıllarda, konuşmaların aralarına, hiç üşenmeden serpiştirilen yabancı kökenli sözcükleri gördükçe hep kendi kendime sorarım: —Dilimizi eşek arısı mı soktu da, söyleminde bile zorlanılan sözcükleri kullanıyoruz?

İnanın yanıt bulamam. Örneğin: Biz yıllardır Fransızca ‘Europe’, Almanca ‘Europa’, İngilizce ‘Europe’ sözcüklerini ‘Avrupa’ diye okumuşuz. ‘Eurasia’ İngilizce sözcüğünü ‘Avrasya ‘ biçiminde Türkçe dağarcığımıza katmışız. ‘Eu’ harflerine ‘Av’ demişiz.

Buradan şu sonuca varmak doğru olmaz mı? ‘Eu’ ile başlayan sözcükler, Türkçemizde ‘Av’ diye başlar. Ama öyle olmamış nedense. Ülkemizin dil kullanıcıları, Türkçemizin savunucuları, eşsiz tanıtıcıları otuz yıldır düzenlenen şarkı yarışması Eurovision’ a ‘Örovizyon’, son iki yıldır da Avrupa’nın para birimi ‘Euro’ya ‘Yuro’ demekte diretmişlerdir! Eğer Europa, Avrupa’ysa… Eğer Eurasia, Avrasya’ysa…

Eurovision, Avrovizyon’dur. Euro, Avro’dır. Ben o sorumu yeniden sorayım: —Dilimizi eşek arısı mı soktu? Bir zamanlar yalnız dinlence beldelerinde tanık olduğumuz, yabancı markaymışçasına yutturulduğumuz kimi yazılara artık bolca rastlayabiliyoruz ya; yoksulluğu, umarsızlığı, ilgisizliği yırttık demektir değil mi ama? Ne denli saf, ne denli hazırcıyız oysa… Yerli malından üretip, yabancı marka koyacağız… Halkımız yabancı markalara hasta ya! Altınyıldız kumaşa, İngiliz kumaşı demeye meraklı ya! Yerli değil, İtalyan kösele ayakkabı giyiyor ya! Bir de…

Geçtiğimiz yıllarda Kerem Görsev diye bir cazcı çıkardığı albümüne ORANGE JUICE demiş. Tüm müzik marketlerde satışa sunulmuştu. Eğer gazetede albümü, albümün üzerinde portakal resmini görmesem, ORANGE sözcüğüne TURUNCU diyecektim.

Ama portakal albümün üzerine öyle bir yerleştirilmiş ki; ORANGE sözcüğü portakal anlamında kullanıldığını hemen çağrıştırıyordu. Bu güne değin pek yabancı dille işim olmayınca İngilizce sözlüğü tarıyorum… Meğer ORANGE JUICE denilen şey, bizim Adana’da tanıtımı için uğraşını verdiğimiz, karnaval düzenlediğimiz PORTAKAL SUYU imiş… Konuyu düşünürken titredim, ardından da üşüdüm inanın. Albüme portakal suyu demenin bir kötülüğü mü var yoksa?

Oranjı, bu güne dek bir renk olarak düşünürken şimdi de ‘portakal’ anlamında da kullanacağız öyle mi? Gerçekten… —Dilimizi eşek arısı mı soktu? Buruk bir gün… Cuma günü Kozan’daydım… Portakal çiçeklerinin cömertçe kokuya boğduğu kent, Kozan’da… Referandum nedeniyle, çokça da Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan’ın Adana’da yapacağı miting nedeniyle koşuşturma vardı.

Kamu kurumlarında çalışanlar miting için izinli gibi. Okulların öğle sonrası olmaması… Kimi velilerde ‘acı’ gülümseyiş oluşturmuştu! Nedenini ‘herkes’ biliyor; kimse diyecek söz bulamıyordu! Uğradığım esnaf, çiftçi sıkıntısını söyleyebilmek bir yana; susmayı, konuşmamayı yeğliyordu! Kozan’ı biliyorum. Halkın geçimini hangi zorluklarla sürdürdüğünü, yarım yüzyıllık yaşamım sürecinde gördüm, tanık oldum!

Kimlerin işinin tıkırında, kimlerin yaşamı gönenmedi ‘nedenleriyle’ gözlerimin önündeydi! Adana’ya dönerken, dolmuş sürücüsü yolcu azlığından dolayı kaygılarını anlatıyordu. Aracın yakıtı, masrafı, bir de geçim… ‘Akşam eve ekmek götürebiliyorsam seviniyorum.

Tatlıdan, çerezden, dinlenmeden vazgeçtim’ dedi. Adana- Kozan yol yapımını uzun uzun konuştu. Ne vardı, diyordu, eski yolda… ‘Madem bu denli yol yapmaya meraklılar Kozan- Kadirli yoluna da bir el atsalar olmaz mı’ diye soruyordu. Öğle sonrasıydı. Okul taşıtları ard arda yanımızdan geçiyordu. Kimi üç kişiyle, kimi beş kişiyle... Sürücü ‘mitinge gidiyorlar’ dedi.

İmamoğlu’yu geçerken yağmur atmaya başladı. Daha bir kilometre gitmeden doluyla buluştuk. Doludan dolayı küçük araçlar yol almakta zorluk yaşadığından yol kıyısında durmuşlardı. Yol ilerledikçe araçlar yavaşlıyordu. Sonra yavaşlamaya başladı, sonra bitmeyen kuyruk… Sürücü, araç içindekiler araç kuyruğuna anlam bulmaya çalışırken, karşı yönden gelen ambülanslar görüldü; hızla, sirenlerini çalarak Kozan yönüne gidiyordu… Yine herkesten farklı sözler; yangın, kaza…

Dolunun iri iri cama vuruşu, kuyruğun zorlanarak ilerlemesi Adana-Kozan yolculuğundan uzun sürdü… Hafif tepenin başlangıç noktasında, yağmurun yolda oluşturduğu engel nedeniyle Kozan’dan giden bir miting otobüsü karşı yöne yan yatmıştı!

Bir saattir Kozan yönüne giden ambülansların nedeni… Hız, kayma, sürüklenme… Yaşamını yitirenler olmalıydı, yeni ambülanslar görüldü… Yaralılar, yaşamlarını yitirenler… Acı düşen ocaklar… Gün buruk; buruk bir gün…


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık