ÇGC
Oktay Erol

İngiliz kumaşlı, iç organları yaralı bir hasta...


Oktay Erol
19 Mayıs 2017 Cuma 08:44

Gazetelerde yer alan ‘Varlık Yönetim Şirketleri Derneği Başkanı’ Selçuk Tuncalı’nın sözleri ilginçlikten de öte; çarpıcı…

Tuncalı, şu ana dek bankalardan satın aldıkları ‘tahsili gecikmiş alacak’ miktarının yirmidokuz milyara ulaştığını belirterek şunları söylüyor: Elimizdeki bireysel borçlu adedi yaklaşık iki milyondu. Beşyüz bini borçlarını ödedi. Şu an borcunu ödememiş birbuçuk milyon müşterimiz var…

Nisan ayına dek bankalara borcunu ödemediği için yasal ‘takibe’ giren kişi sayısı yaklaşık üçbuçuk milyon kişi... Sorunlu kredilerin, özellikle 2012’den bu yana toplam kredilerden daha fazla büyüdüğü yönünde…

***

Bankaların sorunlu ‘tahsil edilemeyen’ alacakları her gün biraz daha büyürken, piyasalardaki daralmayı göz ardı etmenin anlamı yok!

İktidar çevresinin ‘süslü’ sözlerinin ne denli yerinde olduğunu görmek için Tuncalı’nın sözleri oldukça anlamlı. ‘Sorunlu krediler, 2012 yılından bu yana toplam kredilerden daha büyük!’ Üretimin, erincin, acının, umudun, ekmeğin üleşilmediği bir yerde çemberin daralması kaçınılmazdır!

Dar çemberin içerisine girebilen ‘bugün için’ kurtulduğunu sanmış olsa da, geleceğin onlar için de bir karabasana dönüşmesi olası… Bugün bankalardan alınan krediler…

Bugün bankalardan alınan ödenemeyen krediler… Bugün bankalardan alınan ödenemeyen kredilerin Varlık Yönetim Şirketleri’nin eline geçmesi…

Neden?

***

Zaman zaman birbirinden ayrı gibi tutulmuş olsa bile; insan yaşamında yer alan her şey birbiriyle ‘sıkı sıkıya’ bağlı…

Tarımdan politikaya, üretimden teröre, insan haklarından ekonomiye, can kaybından hukuk devletine, eğitimden partiler yasasına… Bunlardan ya da buraya almadığımız bir konudan dolayı yaşanan sorunlar ‘gün gelip’ diğerlerini de sorgulatacak!

Tarımdaki bir yanlış eğitime yansıyabilecek, üretimdeki bir eksiklik hukuk devletini zedeleyebilecek, kimilerinin iktidar hırsı düşünenleri cezalandırabilecek…

Doğrudan ‘bankadan alınan kredilerin durumu’ denilmemiş olabilir, ancak ülkemizde yaşanan-yaşatılan olayların bir yansıması olarak düşünmek ‘akılsızlık’ olmaz!

Siz tutar yurttaşın ‘tarım’ alanlarını ‘bilinçli’ kullanmak yerine, ‘ukalalık-çokbilmişlik’ kalıpları içerisinde yapmasının önünü açar, üniversitelerde yetiştirdiğiniz mühendisleri ‘işsizlikle’ yüz üstü bırakırsanız; dışarıdan ‘yatırım’ amaçlı çağırdığınız çokuluslu bankalar kendi yurttaşınızı ‘kendi’ ülkesinde boğar bir yana atar; bu kapitalizmin de bilinen tutumudur!

Yalnız bu mu? Ülkemizde öyle bir ‘tükettirme’ kampanyası yürütülüyor ki, geçmişte bir araç yaptığı reklamında ‘sizin hala yok mu; utanmıyor musunuz’ dediği gibi…

Televizyonda, gazetelerde boy boy fotoğraflarla, çekimlerle ‘tükettiren’ ürünleri görmediğimiz gün yok! Sokağa çıktığınızda giydiğiniz ayakkabının, tişörtün, telefonun, arabanın markasına göre geliştirilen ‘kapitalist söylem’ içerisinde direnin direnebildiğiniz kadar…

Hani kimilerinin ağzında bolca gezinir ya ‘paran kadar adamsın’ sözü, şimdilerde biraz değişik, şöyle ki; markan kadar adamsın! Yanlışlara direnenler…

Akademisyenler ülkenin içinde bulunduğu koşulları sorguladıkları, sorumlularını eleştirdikleri için işlerinden atılıyor, ölüm orucuna başlıyor, ülkenin yaşanılır olması için ‘tek tip’ baskılara direniyor; bu direniş başka kentlere yansıyor…

Adana’da Atatürk Parkı’nda ‘ akademisyen Nuriye Gülmen, öğretmen Semih Özakça atıldıkları işlerine dönmek istediklerinden yetmiş gün önce başladıkları ‘açlık grevi’ için üniversite öğrencileri, gençler ‘açlık greviyle’ destek veriyor…

***

Varlık Yönetim Şirketleri Derneği Başkan yardımcısı Hasan Tengiz’in saptaması da şöyle: ‘Halkımız borcuna sadık, ancak ödeme olanağı olmadığından dolayı borçlu…

’Onbeş yıl öncesine dayanan alacakların olduğunu, borçlunun her yıl çalışma yaşamından koptuğunu, çalışma yaşamından uzaklaştıkça da ‘ödeme’ konusunun zorlaştığını, sözlerine ekliyor…

Üretimin, işsizliğin, insan hakkının, hukuk devletinin ‘konuşulamadığı’, bakan tarafından günlerdir dile getirilen‘dört ayda birbuçuk milyon kişiye iş verdik’ tümcesinin içinin gösterilmediği, başbakanın ‘ekonomi rahatladı’ sözünün yansımasının bilinmediği bir süreçte; Enerji, Telekom benzeri bankacılık dışı sektörler ‘alacaklarının’ alınabilmesi için ‘düzenleme’ istiyormuş. Kamu alacaklarından dolayı altı ay önce yaptığı ‘yapılandırmayı’ önümüzdeki günlerde ‘koşullu’ olarak yenileyeceğini söylüyor.

Yurttaşa şu mu deniyor: Çalışırken işten atıldın, ya da üniversiteyi bitirdin işsizsin; ama borçlusun. Ya ödersin, ya da borçluluğun yaşamının her evresinde karşına çıkar.

Yaşamının böyle sürmesini istemiyorsan… İMY’ye borcumuz yok ya; İngiliz kumaştan elbise giymiş, iç organları yaralı bir hasta gibi… İyi mi?


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık