Mustafa Enis Örnek

KARPUZUN KABAK TADI


Mustafa Enis Örnek
14 Nisan 2016 Perşembe 17:04

Bir Adanalının geçmişinde karpuz sezonunun anlamı büyüktür. Karpuz, dilim dilim paylaşım,

göbeği kapmak için rekabettir; Kesmecedir, ortasından kesilen üçgenin kan kırmızı rengi ile

satıcı ve alıcı arasındaki ispattır; Yiyebildikçe yemenin hazzı, sonrasında midedeki sancıdır;

Portakal gibi soyarak yenecek kadar küçük, misafirleri doyuracak kadar büyüktür.

Geçmişte satıcının önünden geçerken nefsiniz karpuz çeker, ayaklarınız serginin önüne

kendiliğinden giderdi. Satıcı “Kesmece bunlar!..”, “Kan kırmızı çıkmazsa geri getir!..”, “Bal

bunlar bal!..” diyerek malına güvendiğini belli ederdi. Şimdilerde işe kabak tadı karıştı.

Serginin önünden geçerken içinizi bir kararsızlık kaplıyor: alsanız, emek zahmet eve götürüp

de kabak çıkınca çöpe atacaksınız; Almasanız, içiniz gidecek. Artık satıcılar da eskisi gibi

iddialı değil.

İşe kabak tadı girdiği için, üzerine karpuz çeşitlerinin aşılandığı kabak anaçları suçlanıyor,

ama yiğidi öldürsek de hakkını yememek lazım.

Aşılama, genel anlamıyla, anaç adı verilen bitki parçasının üstün özelliklerini, çeşit adı verilen

bir diğer bitki parçasına aktarmak amacı ile yapılan kaynaştırma işlemidir. Bu uygulama ile

iki bitkinin bazı üstün özellikleri tek bir bitki üzerinde elde edilir. Kabak anacı üzerine

aşılanan karpuz çeşitleri, bazı toprak altı hastalıklarına daha dayanıklı olması, meyvenin daha

kaliteli ve daha uzun ömürlü olması nedenleri ile doğru bir uygulamadır.

Kabak üzerine aşılı karpuz çeşitlerinden elde edilen meyveler, tam olgunlaşma dönemlerinden

önce hasat edilirse, meyve kalitesi düşmekte, meyvenin renk ve tadında istenmeyen

durumlarla karşılaşılmaktadır. Karpuzun, emek zahmet eve götürüldükten sonra çöpe

atılmasının nedeni, olgunlaşmadan önce hasat edilerek pazara sürülen bu meyvelerdir.

Karpuz üreticileri, genellikle karpuzu yetiştirdikten sonra tüccar ile anlaşarak bostanı terk

ederler. Anlaşmadan sonra bostan ile ilgili tüm yetki tüccarın eline geçer ki, tüccar izin

vermeden, yetiştirenin bostandan bir karpuz bile alma hakkı yoktur.

Tüccar, Pazar durumuna göre meyveyi bostanda bekletir. Eğer pazarda yeterince meyve yok

ise, karpuz fiyatı yüksektir. Tüccar fiyattaki yükseliş dönemini kaçırmamak için satın aldığı

karpuzları bir an evvel pazara sunmak ister. Bu durumda tüketicinin hakkı, tüccarın ahlakına

kalmıştır: dilerse korur ve karpuzun olgunlaşmasını bekler, dilerse hiç düşünmeden pazara

sürer.

Karpuzlarda yaşanan kabak tadını gidermek için geçtiğimiz yıl devlet kurumları tarafından

sıkı denetim yapılmış, olgunlaşmayan karpuz meyvelerinin pazara girmesi engellenmiştir. Bu

denetimler sayesinde, yaşanan olumsuzluklar da önemli oranda azalmıştır.

Karpuzdaki kabak tadı üzerinde ne kabağın, ne karpuzun, ne de çiftçinin bir günahı yoktur.

Aslında bu üçlü, daha iyi karpuz için bir araya gelmiştir. Meydana gelmiş sorunları önleme

açısından, devlet de üzerine düşenleri yapmaktadır. Geriye pazarın arz ve talep tarafları

kalmaktadır. Son tüketici olarak bizler de kabak tadındaki olgunlaşmamız karpuzları

almazsak, tüccarlar da kabak tadını pazara taşımayacaktır.


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık