Oktay Erol

Kur karşısında küçülen ekmek…


Oktay Erol
10 Ağustos 2018 Cuma 08:31

Araca akaryakıt alırken, bir araç sahibi pompacıya sordu:

‘Dolar dört lirayken mazotun fiyatı buydu, şimdi Dolar beş lirayı geçti yine mazot aynı, size göre durum ne olur?’

‘Abi Dolar dört liraya düşerse sorun olmaz’ dedi yalnız!

‘Ya altı liraya ulaşırsa…’

‘İşte o zaman ayvayı yedik abi!’

Sıra bana geldiğinde pompacıya gülümsedim, o da aynısını yaptı. Doların yükselişi sürdükçe, mazotta ‘beklenmedik’ bir artış görülecek!

Pompacının deyimiyle ‘ayvayı yiyeceğiz!’

***

Sokakta, pazarda dövizdeki ‘rekorun’ her gün bir üst katmana çıkması ‘daha’ yaşanmadı!

Dövizle giren ‘girdilere’ göre ‘daha’ fiyatlar üzerinde düzenlemeler yapılmadı!

Ocak ayının başında 3,70 dolayında olan dolar bugün 5,40’larda geziniyor!

O günlerde maaşlarına zam verilen emeklilerin, bugün için nerelere geldiği daha yansıtılmadı!

Şaka değil, yüzde kırk dolayında alınan maaşlar değer yitirecek, alım gücü yok olacak, pazar filesi o denli küçülecek, o denli gereksinmesinden ödün verecek, o denli başını eğecek, o denli erinçten uzaklaşacak, o denli tartışmalar yaşanacak, o denli ‘güzel’ günler kararacak!

Bu dövizin, bu kurun, ne bileyim bu lobilerin istediği ‘ne’ ülkemizden, ülkemizin insanından?

Öyle deniyor ya; bizimle uğraşıyorlar, bize tuzak kuruyorlar, deniyor ya?

Peki neden? Amerikan’ın, Fransa’nın, İngiltere’nin, Danimarka’nın, Hollanda’nın, üstelik Arap ülkelerinin istediği ‘ne’ bizden? Neden bize tuzak kurup, ülkemiz üzerinde oyunlar oynuyorlar? Bunu neden yapıyorlar? Mısır bile geçenlerde İsrail ile bir olup ‘sözde’ gözdağı vermeye çalışmadılar mı? Bir Avrupa ülkesi ile değil, ekonomik batışın eşiğindeki Yunanistan’la değil de, neden bizimle?

Bu soruların yanıtı yok!

Doların bugünkü fiyatına uyarlanmış mazot fiyatının ‘tepkisel’ yanıtı yok!

***

Bugün haberlerde, BBP Genel Başkanı Mustafa Destici’nin günlerdir yinelediği ‘idam’ konusunda demeci vardı.

AKP içerisinden ‘gerekli imza’ koşulu nasıl sağlanacağı düşünülerek ‘idam’ konusu ötelenmeye çalışılmasına karşın, Destici ısrarla düşüncelerini benimsetebilmek için ‘gittiğimiz her yerde milletimizin bize yönelik taleplerinin başında idam cezası gelmektedir’ sözlerini bile kullanma gereği duyuyor!

Kimse kusura bakmasın, konuyu anlamaya çalışıyorum:

Sözümona bir geziye gidiyorlar. Bir işyerinde, bir kahvehanede, bir pazarda, sokakta çarşıda önleri kesiliyor, ‘biz her şeyden önce idamı istiyoruz’ diyorlar!

Yurttaşımız iş istemiyor, açlık sınırının üzerinde maaş istemiyor, doğayı talan etme demiyor, huzur istiyoruz demiyor, savurganca harcama yapma demiyor, kentleri beton yapılarla donatmayın demiyor, adalet istiyor demiyor, bu ülkenin insanı olarak yaşamak istiyorum demiyor, düşmanlıkları onarın demiyor, sağlık sorunumu düzelt demiyor, özgürlük istiyorum demiyor, sokakta korkusuzca yürümek istiyorum demiyor, çocuğuma düzenli bir eğitim aldırmak istiyorum demiyor, sokakta eşimle, çocuklarımla korkusuzca yürümek istiyorum demiyor, ne yaptığını bilmeyen vekil istemiyoruz demiyor…

‘Milletimizin bize yönelik taleplerinin başında idam cezası geliyor’ öyle mi?

***

Adana sıcağında ‘üşür’ gibi oldum, nedense…

İklimlemeli ortamları sevmiyorum. Ortam çıkışları caddenin, boylu-boyunca sıralanmış beton-camlı yapıların yaydığı ısının sevimsizliği daha etkin belirtiler veriyor.

Küçük yaştaki çocuklara, kadınlara saldıran sapıklara, kurşun sıkanlara, katliamcılara ceza…

Ülkemizde çocuk sapıkları için ‘bir kezle…’ diye başlayan tümceler kuran bakan, bunu koruyan, bunu dinleyen, bunu sorgulamayan bir iktidar vardı…

Kadınlara, güvenlik güçlerine, kalabalık ortamlara bomba yağdıran, insanları katleden eylemlerin ‘soruşturulmasına’ gerek duymayan bir iktidar vardı…

Bunların hepsi unutulmalı mı? Zamanında önlem alınması yerine, sorunun masaya yatırılması yerine tüm bunları yapmaktan kaçarak, bir de adı karışanları hiçbir şey olmamış gibi yanlarında taşıyan bir iktidar vardı…

Diyorum ya ‘üşür’ gibiyim…

***

Canlının ilk önceliği açlığıdır…

Canlı önce açlığını gidermek için yoğunlaşır!

Bundan sonrası korunmadır…

Korunmayı barınma, uyuma, dinlenme olarak da düşünmek olası.

Canlının ‘birlikte’ olacakları belirir bundan sonra…

Kavgalar, hırs, düşmanlık, savaş bunların ardına sıralanır!

Halkımızın önceliği, her dakka değişen kur karşısında küçülen ekmeği; bunu çözmeye var mısınız? 


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık