Oktay Erol

Özür dilerim de…


Oktay Erol
10 Mayıs 2017 Çarşamba 12:17

Son günlerde ne de çok sevdik ‘kandırdılar’ ile ‘özür diliyorum’ sözcüğünü… Yatıyoruz ‘özür diliyorum’; kandırdılar!

Kalkıyoruz ‘özür diliyorum’; kandırdılar! Yanılmalarımıza, yanlışlarımıza karşı… ‘Özür’ dilemeyi bir ‘erdem’ bilelim; tamam da…

Bu denli yoğun yanılma olunca ‘erdem’ kalıyor mu?

* * *

Hem… Halkın ‘özgür istencine’ inanmışlığımız soluk araları belirsiz biçimde yinelenip, kalabalıkların süreleri çalınarak anlatılmadı mı oysa? ‘Sizinle var olduk, sizinle var olmayı sürdüreceğiz’ söylevleri verilmesi mi?

Tsunami sersemliğimiz geçmedi daha; halkın ‘özgür istenci’ sandıklara yansıyor diye acı çelmeler daha ilk dakkadan başlayarak ‘istenç’ karartılmadı mı? ‘Tusunami sersemliği’ diyorum, çünkü öyleydi! Halkoylamasının aydınlattığı lambalar ise boğuldu; karartıldı! Bir bakıma ‘çuvaldızı’ bir yerimize batırma alıştırması…

Çuvaldız batar da acınmaz mıyız? Acındık işte… Yine de aydınlarımızca(!) ‘özür diliyoruz’! * * * Bu nasıl yalnızlaştırma, bu nasıl bir başına bıraktırılış…

Bıraksalar Gazze katliamından ‘özür’ dileyeceğiz; bıraksalar Marine Le Pen yenilgisinden de, bıraksalar İspanya’nın ‘mesken’ edilişinden de, bıraksalar… Sanki İsrail füzesinin tetiğini çekeniz, faşizmin ayak seslerini çıkaranız, sanki bu ülkeyi sevmeyenleriz…

Sanki yaşama kan bulaştıranız! Sanki annenin, kucağındaki yaralı çocuğunu göstererek ‘ekmek, yemek, su değil; yaşamak istiyoruz’ demesine nedeniz! Bu denli…

* * *

Ben o yılları bilmem… Babamdan dinledim, bir de kitaplardan okudum… Çok partili sisteme geçiş döneminin öncesi ile sonrasında, birçok yazar-aydın ‘yönetimce’ yazdıklarından dolayı evlerinden sürülmüş, uzaklaştırılmış, cezalandırılmış, öldürülmüş… Sabahattin Ali, Aziz Nesin, Nazım Hikmet…

Daha niceleri! Nazım, ülkesinde yaşayamayacağını anlayınca Rusya’ya kaçmış! Yıllarca da yazdıkları ‘doğduğu’ ülkeden gizlenmiş, yapıtları yasaklanmış! Her ne denli ‘anadoluda- bir çınar’ gölgesine gömülmeyi istemiş olsa da, yaşamı boyunca bu yönde en küçük bir ‘umut ışığı’ görmemiş!

Şimdi…

Yurttaşlığını yeniden tanımakla kalmayıp, o sözcüğü söyleyenleri alkışlıyoruz; özür diliyoruz!

* * *

Sıradaki ‘özür diliyorum’ nedenimiz ne? Yanılmalarımda, yanıltmalarımda ‘özür diliyorum’ diyenlerdenim! Bugün yaşanan olayların ‘analizini’ yaparken soruyorum ‘doğal’ olarak: ‘Bu ülkeyi yönetenlerin yaptığı yanlışta payım ne’ diye düşünüyorum örneğin…

En başta ‘özelleştirme’ tutarsızlığında, ya da satılan onca ‘değerlere’ karşın halkın büyük sıkıntılar yaşamasındaki payımdan… Ya da halkoylaması aldatmacasındaki payımdan…

Ya da muhalefetin bu denli ‘absürt’ tartışmalara yönelmesinde, toplumun çeşitli katmanlarının sızlanmalarında, kanamalarında, tsunami vurgunu yemesindeki payımdan…

Bunlardan dolayı da çocuklarımız mı ‘özür’ dileyecek yoksa? Nedenini açıklayacak var mı bana? 


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık