ÇGC
Oktay Erol

Şimdi…


Oktay Erol
19 Nisan 2017 Çarşamba 09:55

AKP’nin istemi ile MHP’nin desteği doğrultusunda gündeme gelen, 16 nisanda 18 maddelik anayasa değişikliği için yapılan halkoylaması yüzde 48.6 hayır oyuna karşı, yüzde 51.4 evet oyuyla kabul edildi. Bundan böyle; - Milletvekili sayısı 600 olacak. - Milletvekilleri yalnız yasamayı yürütecek.

- Cumhurbaşkanlığı ile meclis seçimleri aynı gün beş yılda bir yapılacak.

- Milletvekili seçilme yaşı onsekize inecek.

- ‘Cumhurbaşkanının varsa partisiyle ilişkisi kesilir’ açıklaması kaldırılacak.

- Cumhurbaşkanına kararname çıkarma yetkisi verilecek.

- Cumhurbaşkanı hakkında, işlediği bir suçtan dolayı yargılanabilmesi için dörtyüz milletvekilinin oyu gerekecek.

- Şu ana sayısı belli olmayan ‘Cumhurbaşkanı yardımcılığı’ gelecek.

- Cumhurbaşkanına OHAL ilan etme yetkisi verilecek.

- Askeri mahkemeler kaldırılacak, yalnız savaş durumlarında kurulabilmesi olanaklı olacak. -

Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu’nun yapısı değişecek. Onüç üyeden altısını cumhurbaşkanı seçecek. - Bütçe oluşturma yetkisi meclisten alınıp, cumhurbaşkanına verilecek.

- Milletvekillerine, bakanlara, cumhurbaşkanı yardımcılarına yanıtlanması üzere soru sorulamayacak, gensoru denetleme yetkisi olmaktan çıkarılacak.

Alanlarda ‘gerektiğince’ konuşulduğu, ancak ‘herkesin’ kendi penceresinden bakabildiği oranda ‘anladığı’ değişikliler, kesin seçim sonuçlarının açıklanmasıyla gündeme gelmeye başlayacak. Öncelikle cumhurbaşkanı ‘gönül’ verdiği partisine kayıt yaptıracak! Ya sonra mı? Halkoylamasına bulaşan iz… Halkoylamasına ‘iz’ bırakan en önemli olay YSK’nın son anda ‘mühürsüz oy pusulaları geçerlidir’ kararı oldu! Son yapılan seçimlerde, sınavlarda olduğu gibi; bu seçime de ‘bu iz’ bulaştırıldı!

Anımsayın; Araç bagajlarında yakalanan oy pusulalarını duyar olduk! Sınav sonrasında yapılan hırsızlıklara tanık olduk! İktidarın ‘işine’ geldiği gibi konuşmalarına da…

Geçtiğimiz yıllar ‘seçimde şaibe yoktur, sınavlarda haksızlık yoktur’ denirken, bugün ‘mühürsüz oyun geçerli sayılması’ için alınan karara ‘bizimle ilgisi yok, muhatap biz değiliz’ deniyor! Öyle mi işin aslı? Seçim öncesinde devletin tüm olanaklarını eşit olmayan koşullarda kullan, devlet kurumlarını ‘kendinle’ olmaya zorla, okulları kapat, camileri ‘seferber’ et, uzak duranı soyutla, iş verme, çalışanın işine son vermekle uyar… Tüm bunlar yetmedi… YSK son anda bu güne değin almadığı, yurtdışı oylarında bile uyguladığı ‘mühürsüz oy pusulası geçersiz’ kuralını yurtiçinde ‘son anda’ yok sayacak! Bu mu? İktidar ‘millet iradesi özgürce yerine gelmiştir. Sonuca herkes duymalıdır.

Millet iradesi özgürce sandığa yansımıştır’ derken, YSK’nın son anda aldığı kararı unutmuşa, ‘milli iradenin’ kararını bir yana atmışa benzemiyor mu? Halkoylamasına bulaştırılan ‘bu iz’, her ne denli iktidarca ‘yok sayılmış’ olsa da önümüzdeki süreçte ‘bolca’ karşımıza çıkacaktır… Bundan sonra…

Halkoylamasının sonucu, önceki deneyimlere pek benzememesine karşın, ‘rejim’ değişikliğini gündeme getiriyor olması sancılı olacağa benziyor. Bugün, ülkenin altı büyük kentinden beklenmedik sonuçların gelmesi bunu gösteriyor. Arada birbuçukluk bir büyüklükle ‘kabul’ gören, ancak tüm ülkeyi baştan-tırnağa etkileyecek olan bir olgunun ‘tartışılıyor’ olmaması aslında düşündürmeli.

İktidar, ellerindeki tüm olanaklarla (akla gelen her şeyi düşünmek olası) girdikleri halkoylaması sonucunun bu denli bıçak sırıt olmasını elbet beklemiyordu. Bugünden sonra hem bu sonuçları, hem de iki yıl sonra yapılacak olan seçimi düşünerek değişiklileri gerçekleştirmeye çalışacak gibi… Muhalefetle, dış ilişkilerle, ekonomiyle, işsizlikle arasındaki eşgüdümü oluşturmaya zorunlu gibi…

Cinnet Bir adam, içinde bulunduğu acımazsızlıklara, acılara, vicdansızlıklara, bir başınalığa, işsizliğe, açlığa daha fazla dayanamayıp ‘cinnet’ geçiriyor! Adını böyle koyuyorlar!

Cinnet geçiriyor! Sanki ortada hiç bir şey yokmuşçasına, adam aklı estiği için bu eylemde bulunmuşçasına, suçlucasına, akıl hastasıymışçasına adına ‘cinnet’ deniyor ya; kızıyorum. Bir bardağı bir yere dek doldurabilirsin, ya da içerisine ancak bir bardak su koyabilirsin. Bundan fazlası olur mu? Olsun, deniliyor sanki! Kenarlarına taşırmadan daha fazlasını doldur isteniyor!

Ya dökülürse… İnsan da bir ölçüye dek dayanabiliyor.

Bir kerteye dek içine, bir yerlerine, canevinin derinliklerine gömebiliyor. Her gömülüş bir öncekiyle birlikte alanı daraltıyor. Yenisine yer-yurt bırakmıyor! Dışa taşıyor! Bunun adına ‘cinnet’ deniyor! ‘Cinnet’ geçirenler ‘bunlar’ değil mi ben aşkına, sen aşkına, yaşamı yaşanılır kılma aşkına?


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık