Oktay Erol

‘Yeniden Doğuş’


Oktay Erol
11 Mayıs 2016 Çarşamba 14:12

Slayt gösterili iletiden söz etmeden geçemeyeceğim...

Gelen ileti ‘Yeniden Doğuş’ adını taşıyor.

Kuş türünün en uzun yaşayabilen, ancak kırk yaşlarında alabileceği bir kararla yetmiş yaşa

dek yaşaması olanaklı olan ‘kartal’ anlatılıyor...

Kartal deninde ‘Boş Beşik’ filmini anımsarım, çocukluk yıllarımın...

Kartala karşı ‘hep’ katı kurallı oluşumuzun altında, ‘çocuksu’ beynimize kazınan ‘o

acımasızlıkları, o vahşilikleri’ olmalı.

Öyle değil mi?

Kartal; parçalar!

* * *

‘Yeniden Doğuş’ olayını yaşam felsefesi olarak benimseyen kartalların bu özelliğini

öğrendiğimde, Nazım Hikmet’in ‘Benerci Kendini Neden Öldürdü’ adlı yapıtını da anmadan

edemeyeceğim...

Kartalın ‘yaşam ile ölüm’ arasında seçim yapması gibi, Benerci’nin de ‘davasına’ verebileceği

‘yarar ile zararın’ sentezlenmesiyle ortaya çıkan sonuca göre bir ‘yol’ belirleme süreci bana

aynı ‘şeyleri’ düşündürdü...

* * *

Kartallar kırk yaşlarına geldiklerinde, bazı olumsuzluklar yaşarlar:

Pençeler kalınlaşır.

Tüyler kartlaşır.

Gaga hem ağırlaşır, hem de içe doğru kıvrımlaşır...

Kartallardaki bu değişim beslenmesinden, tüm hareketlerine değin birçok zararlar verir; eskisi

gibi uçamaz, avlayamaz, gagasını kullanamaz, beslenemez...

İşte burada kartallar bir karar vermek zorundalar; ya bir yana çekilip ölümlerini bekleyecekler,

ya da fazla rahatsız olamayacakları yüksek bir kayaya sığınıp ‘orada’ ‘Yeniden Doğuş’larını

gerçekleştirecekler...

Birincisinde her şey bitmiştir...

İkinci ‘kuralı’ benimsemişse de zorlu bir uğraşla baş başadır.

Kartalın bu ‘zorlu’ uğraşı yüzelli gün sürecektir...

Başta gagalarını sertçe kayaya vuracaklar, gaga yerinden sökülecek, gaga düşecek.

Yeni gagalarının çıkmasıyla birlikte kalınmış pençelerini söküp­atacaklar.

Yeni pençeler ile de eski, kalınlaşmış­kartlaşmış tüylerini yolacaklar.

Yüzellinci gün dolduğunda o yeni gagalarıyla, pençeleriyle, kanatlarıyla yirmi yıl daha yaşamak

için ‘Yeniden Doğuş’ uçuşu için kanatlanacaklar...

* * *

‘Yeniden Doğuş’u başarabilmenin ilk yolu; ‘o’, anatomiden atıldığında vücudun daha özgür

olabileceğine inanmaktır...

Engels ‘özgürlük, gereksinmelerin karşılanmasıdır’ demişti.

Ekonomik, politik, sosyal, ya da diğer gereksinmelerimizi karşılayabiliyor muyuz?

Yanıt ‘evet’se, sözüm yok!

Ama yanıt ‘hayır’sa; demek ki özgür değiliz...

Yaşam korkulu...

Yarın buruk...

Umutsuzluk...

Sözüm ona o ‘yeniden doğuşa’, o ‘kabuğu atmaya’, o ‘alışılmışı sökmeye’ zorunluyuz...

Çünkü ‘özgürlüğü’ yaşamak istiyoruz...


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık