Mustafa Enis Örnek

YERALTI SUYUNDAN PARADOKS


Mustafa Enis Örnek
18 Nisan 2016 Pazartesi 16:08

Yeraltı sularına ulaşmak için en önemli sorun, yeraltındaki suyun nerede olduğunun

belirlenmesidir. Yüzeye yakın sular, yüzey toprağı ve bu toprakta yetişen bitkiler üzerinde

etkili olabileceğinden, suyun yeri için gözle yapılabilecek bulgularla yetinilebilir; ancak

metrelerce aşağıdaki suyun gözle tespiti mümkün değildir.

Suyun yerini belirlemek için, birbirine iki zıt uygulama kullanılmaktadır. Birincisi tamamen

bilimsel metotlar üzerine temellendirilmiş Jeofizik Zemin Etüdü; ikincisi, bilimle yakından-

uzaktan alakası olmayan değnekçiler.

Jeofizik zemin etüdü, arazi yüzeyine serilmiş kablolar vasıtasıyla yer altına gönderilen

elektrik sinyallerinin yansımasına dayalı bir sistemdir. Gönderilen sinyaller ile alınan sinyaller

arasında oluşan farkın değerlendirilmesiyle, yeraltındaki su durumu hakkında tahminlerde

bulunulur.

Değnekçilik, ağaç dalı, bakır tel ya da değnekçinin hislerini öne çıkaracak bir nesne

vasıtasıyla suyun yerinin tespit edilmesidir. Değnekçi, elindeki nesneyi yatay halde tutarak

arazi üzerinde gezer. Nesne, su üzerine geldiğinde gerilim oluşur ve aşağıya ya da yukarıya

doğru hareket eder. Gerilimin şiddetine göre suyun miktarı ve bulunduğu derinlik belirlenir.

Jeofizik zemin etüdü, bilimsel bir alt yapıya sahip olduğundan, uygulamada her aşamanın bir

açıklaması vardır. Değnekçilerin uygulamasında ise, akla yatkın hiçbir açıklama

bulamazsınız; Hatta değnekçinin su araması sırasında yaptığı hareketler karşısında, aklının

başında olmadığı ve sizinle dalga geçtiği hissine kapılırsınız.

Her iki yöntem de tahminlere dayanır. Jeofizik zemin etüdü sonuçlarında, yaklaşık su

derinliği ve yaklaşık su miktarı belirlenir. Kazı derinliği, kazı sırasında alınan örneklere göre

kararlaştırılır. Değnekçiler ise, “şu metrede, şu miktarda su”, diye net bir tespitte bulunur.

Hatta yeraltındaki su kaynağının göl ya da akarsu olduğunu; ne yönde nasıl hareket ettiğini vb

detayları dahi size aktarabilir. Yaşadığınız durum karşısında gülmekten kendinizi

alıkoyamazsınız.

Jeofizik etüd için arazi çalışması arkasından gelen ofis çalışması, verilerin değerlendirilmesi

için akıl yürütmeler vb derken günler geçer; Değnekçinin işi, arazi büyüklüğüne göre

genellikle bir gün dahi sürmez. Üstelik jeofizik etüd için ihtimaller elde edersiniz, değnekçi

size net bir değer verir. Değnekçi, su çıkmazsa kazı parasını verecek kadar kendinden

emindir; jeofizik etüt ise, rapordan öte gidemez.

Her iki yöntem de su arayışı için net bir çözüm olamamaktadır. Her ikisi de tahminlerini

bildirir ve kararı ihtiyaç sahibine bırakır. Biri bilimsel veriler, diğeri saçmalama gibi gelen iki

yöntemle kazı yaptırdıktan sonra akıl almaz sonuçlar ortaya çıkmaktadır: Saçmaladı dediğiniz

değnekçi nokta atışı yapmıştır. Bir kez olsa şans dersiniz, peki bir çok kez olursa ne

diyebilirsiniz.

NOT: Konu ile ilgili deneyimi olanlar, deneyimlerini e-posta adresime yazarlarsa memnun

olurum.


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık